Bu hiçlik duygusundan bizi zaman zaman da olsa uzaklaştıran deliler iyi ki var. Ve o delilerin en netamelisi, gezgin, Sri Lanka'da mahpus, etimolojinin fırlaması, küçük otellerin gavur hocası Sevan Nişanyan.



Yarışma jürisinde bulunan Özlem Pansiyon teyze oldum, abla oldum beni jüri yaptılar şeklinde bir yakınma yazısı yazmış ama Türkiye'deki ilk ve hala tek samimi seyahat bursunu organize etme deliliğini sürdürdüğü için hala hepimizden genç olduğu aşikar. Bir gezi şirketinin seyahat bursu organize etmesi güzel ama bir pansiyon sıcaklığını ve samiyetini hissetmek oldukça güç. Şirket hayallerimizi gerçekleştirmemizi vaat ediyor, pansiyon ise yola çıkmamızı.
Yola mı çıkmak istiyoruz büyük hayaller gerçekleştirmek mi?
*Metin Yeğin Bolivya'dan seslendi: ''Normal bir gece yolculuğuydu. Otobüs karanlığın içinde ilerliyor. Bir yerde durunca, pencerelerinin önü tavuk, pilav, cola, su ve meyve kompostosu satıcılarıyla doluyor, biraz uzun durursa herkes inip sağa sola işiyordu. Kocaman açılan camların yanında çardakta uyur gibi yıldızlara sarılıp gidiyorduk. Bir ara çok uzun durdu. Böyle bir durumda, hemen diğer yolcuları kontrol etmek gerekiyordu çünkü bir kere Arjantin’de bizi otobüste unutmuşlardı. Bütün yolcular uyuyordu. Sorun yoktu. Muhtemel, bir barikatla yol kesme olmalıydı. Otobüs böyle durumlarda biraz geri gidiyor, bir dağ yoluna ya da sadece dağa sapıp gidiyordu. Açık kapalı camlardan, üst ve alt kapaklarından ve her yerden içeri toprak yağıyordu. Gözümüzü toprağa doyuruyordu. ...Garip bir dünya. Grev hakkı gibi bir barikat hakkı gelişiyor. İzinsiz gösteri düzenleme hakkı gibi, bu origamik demokrasinin bir kenarına sığışıyor. Sevinmeli belki. Fener alayları düzenlemeli ama mutlaka yollar kesilmeli. Gerçek ya da temsili hak arama milisleri, çalışma planları, iş, ekmek ya da dört çeker araba ruhsatları. Artık hepimiz, bütün dünya, Köroğlu çocukları...''
*Yollarda görüşmek üzere, Şirince'ye gidenler kaya mezarına nazır bir kadeh de bizim için şarap içsin.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder