27 Şubat 2011

Komün 11 - Porta Alegre

Gezgin, yazar, topraksız, patronsuz, sokak yönetmeni Metin Yeğin Arjantin'den bildiriyor*

Brezilya'dayım. Porto Alegre'de.
Mahalle toplantıları yapılıyor. Dünya kupası yapılacak burada, 2014 yılında herkes kupaya hazırlanıyor. Dünya kupası demek yoksulların evlerinin yıkılıp dışarı atılması demek. Güney Afrika'da olduğu gibi ya da Avrupa şampiyonası öncesi Atina'da. Koca temaşa futbol yoksulları auta atıyor. Sadece yoksullar değil, oldukları yerde 30-40 yıldır oturan orta sınıf da yerlerinden sürülüp kent dışına süpürülüyor.

Garip bir topluluk var. Yavaş yavaş çıkılan katlarla orta sınıfa dâhil olanlarla evlerin sırtına yapışmış kâğıt toplayıcıları bir arada. Bir gün önce gezdim bunları. Ne güzel! Dünya kupası bir araya getirmiş herkesi. Futbolun, sporun dil, din ırk gözetmeksizin herkesi birleştirmesi ne güzel! Ağlamak istiyorum.

İşin garibi konuştuğum hiç kimse dünya kupasına karşı değil.
Sanki onların değil benim evim yıkılacak. Allahtan evim yok da yıkılma tehlikesi de yok. Yoksa gerçekten bu konuşmalardan sonra döner eve bi bakıp gelir karşısında kendimi çimdiklerim. İnsanın malı mülkü olmaması güzel, çimdik yemiyorsunuz. -Bir toprak satın alırsan, toprak sahibi olursun. Fakat ona çit çek, kontrol et, sınırından biri girerse adamı vur, adam seni vursun. Bir sürü iş. Sen toprak sahibi olursan toprak da senin sahibin olur.- Herkes ben dünya kupasını çok seviyorum diyor. Okumuştum. 'Brezilya'da en gelişkin spor basketboldur. Futbol mu? Futbol spor değil dindir' diyordu yazar. Herkes dinine sahip çıkıyor.

Herkes evini yıktırmayacağını söyledi. İlk konuşan bir kağıt toplayıcısıydı. Bir gün önce uğramıştık evine. Kalın mukavvalardan ya da iki kat yapılarak kalınlaştırılmış mukavvalardan meydana gelmişti. Kesinlikle evimi bırakmayacağım diyordu. Kapısının hemen önünden coşkuyla akan bir kanalizasyon nehri vardı. Şimdi burada durun. İşte bu sefaletten kurtaracaklar. Bu kadar saf mısınız gerçekten? Hiç mi müteahhit görmediniz? Zevk için mi burada oturduklarını zannediyorsunuz? Hepsini yıkıp yerlerine yürüyen merdivenlerle tırmanılan alışveriş merkezleri, güzellik salonları, ve mutlaka uluslararası hamburgerci dükkanları açacaklar. Bunlara harcanan paranın 100'de biri ile zaten bu mahalleler düzelir. Fakat biz dünya kupasını çok seviyoruz.

Kalktım söz aldım. Biz de dünya kupasına katılalım dedim. Yoksullar da dünya kupasına katılsın. Bir proje yapalım. Otel, alışveriş merkezleri ve benzerleri yerine evler inşa edilsin bu projeyle. Sonra gelip kalsınlar dünya kupası sırasında. Futbolcular, hakemler, her şeyi bilen futbol yorumcuları filan, federasyon başkanları ve muhtemel olacak başkanlar, spor kulübü yöneticileri. Sonra evler yoksulların olsun. Neden mi? Zaten onların paralarıyla yapılmıyor mu statlar? İlk defa sonra yeniden işe yarayan bir tesis olsun dünyada. -Hakkını yemiyim eski Sovyetler Birliği'nde, Abhazya'da yapılan bu tesisler kullanılıyordu. Atış talimleri yapıyordu Abhaz savaşçılar.

Komün demek her şeye katılmak demektir. Kentin öte ucunda oturan bir kişi bile kentin diğer ucunda bir alışveriş merkezi inşa edilip edilmemesi kararına katılmalıdır. Her şey bir yana bunun inşası ile senin kullanabileceğin su oranı azalacak, denizin ve havan daha çok kirlenecek. Bu yüzden bütün kent topraklarının kamulaştırılması önerisi önemlidir. Kentin kenarında bin bir güçlükle hayata tutunan bir aile, gün gelip biraz para kazanabilme şansına sahip olması, planı öğrenerek binlerce metrekare yer kapayan birisinden çok mu daha haksız? Yaşamını sürdürebilmek için gecekondu inşa etmek için bir avuç toprak işgal eden mi suçlu yoksa TOKİ'den bedava binlerce binlerce dönüm yer kapatan müteahhit mi?


Bu yazı http://internationala.org sitesinden alınmıştır.
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2011 Gezgin, yazar, topraksız, patronsuz, sokak yönetmeni Metin Yeğin Arjantin'den bildiriyor* Brezilya'dayım. Porto Alegre'de . M...

23 Şubat 2011

AnkaRantiye İşe bak!

Ankara'yı rantiyeye çevirmek isteyen birileri var,
her kaldırım boşluğundan nasiplenmek isteyen birileri var.
Yaya şeridine göz diken birileri var.
''Bi pisuarı eksik Kuğulu alt geçidi. İşe bak!''
O sokaklar ki aşık olduk, hüzünlü olduk, sarhoş olduk, dostlarla olduk,
şarkı olduk, slogan olduk, hep beraber olduk.
Ankara'yı açık hava otoparkına çevirmeye çalışan birileri var.
Ankara'nın meydanlarına, parklarına göz diken birileri var.
Sokaklar bizimdir, gün gelir aşk yaparız, gün gelir devrim.
O sokaklardan yürüyerek biz hep Kızılay'a çıkarız.

Sokaklarımızı vermiyoruz. İşe bak! İşe bak!

*Video Küf Project
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2011 Ankara'yı rantiyeye çevirmek isteyen birileri var, her kaldırım boşluğundan nasiplenmek isteyen birileri var. Yaya şeridine göz diken bi...