
Yüksek yüksek tepelere ev kurmaz bizim iş bilir butik otelci zevatı. Gider bir Rum evini talan eder içinde bir
tütsü yakar oldu mu sana otantik, ışıkları da biraz loş yaptı mı işte sana mistik.
Bir ibadet gibi ayak bastığı köylerde, koylarda, adalarda önce bağları yok edenler gibi iş bilir butik otel takımı da ayak bastığı köylerde, koylarda, adalarda önce o iklimin, sokakların, evlerin ruhunu yok eder.
Sonra kendi halindeki bir rüzgar köyünde sakız ağaçlarının, zeytin ağaçlarının yanında peyda olur vafılcısı, kıytırık tasarımcısı, lailası, zurnası, mevsimlik ünlüsü, sonradan gurmesi. Paranın inorganik insan tiplemeleri, tabiatın, kültürün zararlı haşareleri.
Gelirler bir merhabayı bile metalaştırırlar. Sakız ağaçlarının, reçellerin, kedilerin, rüzgarın tabiatını bozarlar. Binbir çeşit otun bile tadını, tabiatını bozarlar.

Geçiniz, bakın Uğur Mumcu ne diyor, ''Giresun'daki yoksul köylüler, sizin icin öldük. Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler, sizin için öldük. Adana'da paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan isçiler, sizin için öldük. Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi…''
Sizin uzağınızdan bile geçmiyor. Utanın.
Sizin uzağınızdan bile geçmiyor. Utanın.
Anadolu'nun bir köyünde define bulmak adına, batıl inançları adına bir tarihi eseri yok eden insan ne kadar çağ dışı ve suçlu ise siz de o kadar çağ dışı ve suçlusunuz marka fetişleri.
Bir köyün kültürel mirasını kendi zevkleriniz ve uzuvlarınız adına yoketmeye çalıştığınız için, yerel kültürü, yerel muhabbeti, yerel damak zevkini, duvarların, sokakların yüzlerce yıllık ruhunu yok eden siz belediye başkanı, otel işletmecisi, dükkan işletmecisi, lokantacısı sizi tarihe ve zamana şikayet ediyorum.
Sizin ahlakınızı kayda geçiriyorum kazananlar kulübü.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder