27 Şubat 2010

Allianoi Yol Notları

Nedir?

Pergamon Krallığı'nın sayfiye yeri olan Allianoi, 1800 yıllık suyla tedavi merkezidir. Dünyanın en büyük ve en sağlam kalabilmiş içinde sıcak suyu bulunan ılıcasıdır. Topraklarından 45 derece kükürtlü su çıkan ılıca dünyanın dört nadir merkezinden biridir. Şimdi mi? Projesi hazırlanan bir barajın sularına sularını teslim etmemek için mücadele vermektedir.

Nasıl Gidilir?

Aracınızla İzmir'in Bergama ilçesinden İvrindi karayoluna doğru hareket ederseniz karalanmış Allianoi yol tabelaları sizi Allianoi termal merkezine ulaştırır.
Bergama'dan sadece sabah ve akşam Allianoi'nin komşu köylerine (Paşaköy - Çaltıkoru) giden servisleri kullanabilirsiniz. Bergama'dan otostop çekerek Allianoi'ye yakın köylerden birine giden bir araca rastgelebilirsiniz.

Ne zaman Gitmeli?


Nisan ardı gelincikler açmış Allianoi sürünmüş, sürmelenmiş bir başka güzel. Rüzgarın Allianoi'nin sularını titretmesi bir başka anlamlı.


Ne Yapmalı?


Allianoi'nin tünellerinden inip ılıcasının o ılık, o duru, o insan tenine hasret suyuna el sürmeli, buharın doğallığını hissetmeli.


Neyi Bilmeli?

Allianoi'nin tahta geçiş yapılarının sağlam olmadığı ve Bergama Müzesi'nin kararı ile Allianoi'yi tellerin arkasından izlemek ve anlamak zorunda kalabilirsiniz. Ancak Allianoi'nin anlayışlı görevlileri sizin Allianoi sevginize, ısrarınıza dayanamayarak kısa bir süreliğine imkanları zorlayabiliyor.


Nerede Kalınır?


Günübirlik bir Allionai gezisi ile yetinmeyecek olanlara ve Bergama'yı, Akropolü'de gezmek isteyecek olanlara çeşitli motel ve hotel alternatifleri Bergama'da mevcut. Öğrenciler ve öğretmenler için ise, yardımsever personeli ile Bergama Öğretmenevi bütçedaş bir imkan sunuyor.




Allianoi'yi Anlamak için;


Allianoi'nin de içinde yer aldığı Yortanlı Baraj projesinin sular altında bırakacağı Paşaköyü'nü ve birçok evi boşaltılmış Çaltıkoru köyüne araçla 10 dakikalık bir mesafe ile ulaşabilir ve köylülerden Paşa Ilıcası dedikleri Allianoi'deki anılarından bir demet dinleyebilirsiniz. Allianoi'nin ılıcasında insanların sürdüğü keyifli zamanlara siyah beyaz fotoğraflarla tanık olabilirsiniz. Köylerden ayrılırken Bergama'nın samimi, içten insanları tuzlu Bergama peynirini ve sac ekmeğini çantanıza sizden habersiz koymuştur bile.

Allianoi Deyince;


Allianoi deyince Arkeolog Yrd. Doç. Dr. Ahmet Yaraş'ın ismini anmamak olur mu? Kendisi Allianoi üzerine arkeolojik çalışmalarda bulunmasının yanı sıra Allianoi'nin tüm dünyada tanınması ve sular altında kalmaması için peşinde binlerce yürekle çarpan bir tarih dostudur. Allianoi gezginlerinin ortak dostudur. allianoi.org'da gezginlerinin ortak platformudur.

5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Nedir? Pergamon Krallığı'nın sayfiye yeri olan Allianoi, 1800 yıllık suyla tedavi merkezidir. Dünyanın en büyük ve en sağlam kalabilmi...

Allianoi: Suyun İsyanı


Bir güzel genç kızdır Allianoi, zilleri eteklerinde Bergama-İvrindi karayolunun 18. km.'sinde. Güzelliği metreler öteden göze çarpar lakin isyanı ve çekiciliği derininde.

Köprüleri, geçiş yapıları, sütunları dış güzelliği ise, Roma döneminden emanet termal merkezi, ılıcası, suyunun şaşırtıcı sıcağı da derinidir, karşı konulamaz çekiciliği.


Allianoi Yortanlı Baraj proje alanının tam orta yerine yerleştirildiğinden gayrı, usul bir sessizliktir; Sağlık Tanrısı Asklepion'un yurdu.

Suyun suya inadıdır.
Suyun suya öfkesi.

Suyun suya isyanı.

5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Bir güzel genç kızdır Allianoi , zilleri eteklerinde Bergama-İvrindi karayolunun 18. km.'sinde. Güzelliği metreler öteden göze çarpar ...

24 Şubat 2010

Allianoi'yi Duydunuz mu?


Yakında...
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Yakında...

22 Şubat 2010

İçinden Yol Geçen Film Triosu


Biri Uzakdoğudan, biri Latin Amerikadan, biri de bizden yol filmleri.
Çin filmi bir başka ülkeye kaçışın anlatısı. Gidipte dönmem diyenlere
dair. Meksika filmi ile Türk filmi ise yerel bir yol hikayesi. Meksika filmi yöne aldırmadan yola çıkmak isteyenlere dair, Türk filmi isedönmenin mümkün olamayışına dair bir hikaye.

Çin Filmi 'She a Chinese' O bir Çinli ismiyle if'de Türkiye promiyerini yaptı. Xiaolu Guo yönetmenliğindeki film Çinli bir genç kızın Çin'in küçük mahallelerinden koparak bir el çantasıyla adını bilmediği big beng saat kulesinin peşinde gençliğinin hazlarıyla yol alışını anlatıyor. Çin'in kentleşen binaları ve seyrek yeşillikleri kadrajda görülebilir. Şans, terkediş ve ilk gençliğin buğusuyla sarmalanmış anlatıya filmin başarılı müzikleri de eşlik ediyor.

Meksika filmi 'Y Tu Mama Tambien' Anneni de şeklinde Türkçeye çevrilebilir. Alfonso Cuaron yönetmenliğindeki film İki liseli erkek arkadaşın yaz tatili rahvanına girmesiyle başlar. Sevgililerini İtalya'ya yolcu eden gençler fena olmayan bir arabayla 70' Meksikası'nın yabancı şehirlerinde özgürlük aramak isteği ile yanıp tutuşmaktadır. Bluğ çağının sıcağı da basan ahbaplar kendilerinden yaşça büyük ve evli bir kadınla hem yeni yolları hem de cinselliklerini keşfe çıkar. Düş, arzu ve dansın ortaklığında Latin Amerika'nın sıcak renklerinin hakim olduğu bir film. Dem dem 70' Meksikası'nın siyasi havasını da kadrajda hissetmek mümkün.

Mesafesi bize yakın olan film ise 'Sonbahar'. Özcan Alper'in yönettiği film, İstanbul'da yattığı cezaevinden sağlık problemleri nedeniyle serbest bırakılan Yusuf'un memleketi Artvin'e dönerek gençliğinin kısa sorgusu ve kısa ömrünün uzun ecek, acak'larına dair sert rüzgarlı bir yol hikayesi. Karadeniz coğrafyasının asi dalgaları da, Hopa'nın, Çamlıhemşin'in karı da, yokuşu da, hüznün tanıdıklığı da var kadrajda. Ve karadeniz coğrafyasına dahil bir güzel Gürcü kızı Elka ile yolda olmak ile olamamaya dair ezeli bir ikilem de var. Kemençe ve Hemşince ile örülmüş film müzikleri içinden yol geçen müzik listemizin baş sırasında, ne zaman gidemesek tınısı kulağımızda.
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Biri Uzakdoğudan, biri Latin Amerikadan, biri de bizden yol filmleri. Çin filmi bir başka ülkeye kaçışın anlatısı. Gidipte dönmem diyenler...

21 Şubat 2010

Yedi Tepeli Şehre Dair Yedi Şey



1. Yağmur yağar ve adamların da kadınların da, gemilerin de makyajı dökülür geriye boylu boyunca bir hüzün kalır ve yakışır şehire.

2. Yokuşları en dik, sokakları en aralı, en dar, en kalabalık ve en yavaş şehri burası sanki; bu coğrafyanın.


3. Her yanında bir simge bu şehirin, bir imaj, bir metafor. Kıytırık bir bina bile bir imaj budalası, yakıştırılsa bir tarih duvarlarına hiç çekinmez takıp takıştırır nesline, orasına burasına, her yerine. O da oluverir bir simge.


4. Alt geçitler filtre bir kahve gibi yoğun, çağırıcı, egzotik hatta kimileri ve insanların usanmadan geçebileceği denli davetkar. Adımlarsınız bir merdiveni ve ansızın göz kırpar dalgalı mavi.


5. Tekil fikir, şehir ne kapital ne de kapitalist. Türkiye'nin bütün yaya güzergahları toplanın demiş de sanki biri, toplanmış burada yaya hatları, hem de denize karşı. Sosyal güzergahlar ağı, yolları, merkezde geniş kaldırımları, deniz yukarı meydan havası, Lenigrad'a atıfları. Metrekaresinin üçte ikisi insan, üçte biri geri kalan.


6. Surlarını çalın götürün istanbul yine aynı istanbul. Grafitili, stencıllı, ilanlı, ağıtlı, vesselam argolu duvarlarını boydan boya boyadan geçirirseniz biter bu istanbul.


7. Yağmur yağar katran karası hüzün yağar, sonra aldırışsız bir güneş açar. Umut tekrar ve yine hep umut imlenir.
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 1. Yağmur yağar ve adamların da kadınların da, gemilerin de makyajı dökülür geriye boylu boyunca bir hüzün kalır ve yakışır şehire. 2....

17 Şubat 2010

İçinden Yol Geçen Türkü

Yollar beraberinde kendi müziklerini de getirir. Bir Doğubeyazıt kavminde çatlayan buzlara eşlik eden müzikle, torosta ve antitorosta ter şıpırtısına eşlik eden müzik aynı olur mu hiç, aynı olmuş mudur? Veya Van istikametine giden otobüsün kaptanı ile, Akdeniz coğrafyasına seyirten otobüsün kaptanı aynı müziği dinler mi, dinlemiş midir?
Yollar kendi ezgisini de buldurur yolcuya. Bazen klasik müziğin virajlı tınıları, bazen arabeskin dik yokuşları, bazense rock'ın patikaları...
Bazense hep ve tek bir müzik, sadece o ve o kulaklarımızda... Türkiye müziğinde ve topografyasında 80' kuşağının sadık bir yol arkadaşıcvar. 80' kuşağının aldanmadığı ve aldatılmadığını hissettiği nadir renklerden kendileri. Yollar onların tınılarında söze geldi ve onlarla anlam kazandı.
'Yollardan sonra, yıllardan sonra'da bize 'hep başbaşa olmayı' hatırlatan, 'vira vira' demir aldıran dünyalarımıza, 'içindeymişik yeşilmişik, sazmışık' dedirten yol arkadaşımız: Yeni Türkü.
Yolcu olupta Yeni Türkü ile hasbihal etmemek mümkün müdür? Bir ayrılığın yolunu, bir sevincin, bir özlemin yolunu Yeni Türkü'yle baş edebilir çünkü insan. Başedebilir arzu ve kıvama göre bir 'Nakka' ile bir 'Mamak Türküsü' ile 'Rüzgar'da, 'Ağır kapılar'dan geçerek ve 'Başka türlü birşey' yaşamayı umarak.
Ne zaman Yeni Türkü'den bir parça çalsa, sırt çantalarını takıpta bir yerlere gitmek arzusu uyanır insanda, nereye olduğunu bilmenin çok önemli olmadığı bir yere gitmek. Kime olduğunun, kimin olduğunun çok önemli olmadığı bir yere gitmek.
Gitmek çünkü onlardan kerelerce dinlediğimizden ötürü: 'yollar bize memleket'
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Yollar beraberinde kendi müziklerini de getirir. Bir Doğubeyazıt kavminde çatlayan buzlara eşlik eden müzikle, torosta ve antitorosta ter şı...

16 Şubat 2010

Yola Yazarkene Önsöz Denemesi

Yola yazarken deliler ve kediler daimi konuğum olacak, deliler ve kediler bu yayının gizil lafbazlarıdır, aykırı tümleçlerde miyavlayan.
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Yola yazarken deliler ve kediler daimi konuğum olacak, deliler ve kediler bu yayının gizil lafbazlarıdır, aykırı tümleçlerde miyavlayan.

Yola yazarkenin şeref koltuğu delilerindir. İnsanlığın en eski ve en kadim makamının sahipleridir onlar. Sayıları günden güne azalsa da köşe başından ansızın çıkıpta öfkemizi dillendiren, suspuslarımızı çatlatan onlardır. Çırılçıplaktırlar ve aleni. Laflarını dümdüz yokuş aşağı sürerler. Sevmeleri de sövmeleri de hakikattir. Bizi aklımızdan soğuturlar, kafamızı bedenimizden. İsimsizlerdir ve yolcuları duraklarda ilk onlar karşılarlar. Fotoğrafta Ankara'dan bir dostumuz orta yaş üstü erkeklerden pek hoşnut değilse de kendisi, lafı hep belleğimizdedir: ''Abi yüz kuruş var mı?'' Kimbilir bu gecenin kuytusunda nerede, o Ankara ayazında nereye sığındı? bir kırlangıç gibi masum..
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Yola yazarkenin şeref koltuğu delilerindir. İnsanlığın en eski ve en kadim makamının sahipleridir onlar. Sayıları günden güne azalsa da köş...

Kediler pasaporta değil sıcaklığımıza bakarlar. Yola düşenin kimi zaman yorgunluğunu alır kimi zaman yemeğine ortak olur. Yolumuzun fon müziğidirler kendileri. Beyoğlu'nun ara sokaklarında da kediler itina ile bulur yazarlarını.
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Kediler pasaporta değil sıcaklığımıza bakarlar. Yola düşenin kimi zaman yorgunluğunu alır kimi zaman yemeğine ortak olur. Yolumuzun fon müz...
Yola yazarken yola çıkmışların ruloları yetişecek, sırt çantasından sıyrılıp göze gelecek:
...Bir dörtyol ağzı kasabasının içinden daha geçtik; çöldeki pervaneler gibi loş ışığa üşümüş, kot giyen, uzun boylu, sırık gibi bir dizi adamın yanından daha geçtik ve heybetli karanlığa geri döndük...ve üzerimizdeki yıldızlar olabildiğince kusursuz ve parlaktılar; çünkü batı platosunun yüksek tepesini saatte 60 mil süratle çıkarken hava giderek seyreliyordu; saf, tertemiz havayı ve herhangi bir yerdeki alçak yıldızları görmemizi engelleyecek bir tane bile ağaç yoktu. Ve hızla geçerken, yol kenarında boy vermiş adaçayları arasında beyaz suratlı huysuz bir inek gördüm. Sanki bir trende yol alıyorduk; tren gibi istikrarlı, ve tren gibi dümdüz gidiyorduk. Bir süre sonra bir kasabaya gelerek yavaşladık, Montana'lı Slim ''Hah,çiş molası'' dedi ama Minnesotalılar durmadan aynen devam ettiler.. (Yolda / Jack Kerouac)
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Yola yazarken yola çıkmışların ruloları yetişecek, sırt çantasından sıyrılıp göze gelecek: ...Bir dörtyol ağzı kasabasının içinden daha geçt...
Yola yazarken ayakların resmi geçidine şiirler eşlik edecek, ne zaman yolumuzu kaybetsek bir atlas gibi yardımımıza yetişecek. ''Ne zaman maveraünnehir nereye dökülür?'' bilemesek dudaklarımızda çatlayacak:

Meçhul Öğrenci Anıtı


Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür.

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek

Ece Ayhan
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Yola yazarken ayakların resmi geçidine şiirler eşlik edecek, ne zaman yolumuzu kaybetsek bir atlas gibi yardımımıza yetişecek. ''Ne ...

Yola Yazmak..

Yola yazmak.. Düşe yazmak gibi biraz.. Yola çıkmak ile çıkmamak arasında, yolda olmak ile olmamak.. Bu blog ozlem-pansiyon.blogspot.com'un tıfıl bir yol arkadaşıdır ve ona atfolmuştur. Öyle ki kendileri bir yol hikayesine ortak etmeseydi bizleri, yola yazmak düşüncesi pür hayal idi.
5 yolayazmak / on the road: Şubat 2010 Yola yazmak.. Düşe yazmak gibi biraz.. Yola çıkmak ile çıkmamak arasında, yolda olmak ile olmamak.. Bu blog ozlem-pansiyon.blogspot.com'...